seo

seo

de dönerek kendisini izleyenleri eliyle çağırdı.Baron Salonu ve Pax Tharkas’tan azametle yürüyerek çıktılar.Söylentiler hemen yayıldı. Tepe cüceleri gitmeye hazır olduklarında, mazgallı siperler alayederek bağıran, yuhalayan dağ cücele-riyle seo dolmustu. Reghar ve yanındakiler atlarına atlayıpgittiler; yüzleri sert ve ciddiydi ve bir kez bile arkalarına bakmadılar.Öte yandan Kharas, kralla (ve unutulmus olan Yücebub ile) birlikte Baron Salonu’nda kalmıstı.Altı sahit klanlarına dönmüs, haberi yayıyordu. Kara bira masrapaları ile cüce içeceği diye bilinengüçlü içki o gece kutlamalarda su gibi aktı. Söylenen sarkıların ve kaba kahkahaların seo sesleri dahasimdiden barıs için yapılmıs büyük tas abideden yankılanıyordu.Görüsmek neye zarar verirdi Baronum? diye sordu Kharas, sesinde derin bir hüzün vardı.Ani öfkesinin geçtiği her halinden belli olan Duncan uzun boylu cüceye bakarak basını salladı;gri sakalı saltanat cüppesini süpürdü. Böylesine saygısız bir soruya cevap vermeyi reddetmehakkına sahipti. Aslında Kharas’tan baska Duncan’ın kararını sorgulamaya cesaret edecek biriçıkmazdı.Kharas, dedi Duncan, elini arkadasının koluna sefkatle koyarak, söyle bana; dağın altında birhazine var mı? Biz akrabalarısoydukmu? Onların topraklarını talan ediyor muyuz, ya da insanların? Suçlamalarında haklımı?Hayır, diye cevap verdi seo Kharas, gözlerini hükümdarının

i ejderhaların özünü bir araya getiren iyi, kötü ve tarafsızı sembolize etmeliydi. Daima,küreye ilk bakıp, onu denetimi altına almaya çalıstığından beri böyle olmustu.Ama simdi seo gördüğü ısık, daha önce görmüs olduğuna çok benzese de, sanki karanlık gölgelerleçevrelenmisti. Isığa daha yakından, soğukkanlılıkla, hayal gücünün yaratacağı her türlü görüntüyüaklından uzaklastırarak, baktı. Kasları daha da çatıldı. Kenarlarda oynasan gölgelervardı…kanatların…gölgeleri!Isığın içinden iki el uzandı. Raistlin bu elleri yakalayınca nefesi kesilir gibi oldu.Eller ona öyle bir asılmıstı ki, tamamen hazırlıksız olan Raistlin neredeyse denetimini yitirecekti.Ancak, gölgeli ısık içinden çıkan eller tarafından kürenin içine çekildiğini hissettiği zaman kendiirade gücünü kullanarak elleri kendisine doğru çekti.Bunun anlamı nedir? diye bilmek istedi Raistlin sertçe. Neden bana meydan okuyorsun? Çokuzun zaman önce senin efendin olmustum.O çağırıyor…O çağırıyor ve bizim ona uymamız gerek!Kimin kimi çağırdığı benden daha mı önemli? diye sordu Raistlin alayla, gerçi aniden kanı,kürenin temasından da daha fazla buz kesmisti.Kraliçemiz! Onun sesini duyuyoruz, rüyalarımızda seo hareket edip uykumuzu

seo

ğını bile düsündü. Cam misali gözleri sanki bin parçaolmustu; Tas, kendi aksini büyücünün gözündeki minik, kıymık kıymık parçalarda gördü. Sonragözlerin hiçbir seyi tanımadığını, tamamen bos, bombos, önünü görmeden baktığını fark seo etti.Tas’m basında duran eli çılgınca titremeye basladı. Kender hayretler içinde seyrederkenRaistlin’in, gözleri önünde büzülüp küçüldüğünü gördü. Yüzü, gözle görülür surette yaslanmıstı.Hâlâ görmeyen gözlerle etrafa bakarak ayağa kalktığında büyücünün tüm bedeni sarsılıyordu.Raistlin? diye seslendi Tas, sorarcasına; büyücünün dikkatinin üzerinden gitmesine sevinmistiama bu garip görüntüsünden de dehsete kapılmıstı. Kender bitkin bir halde doğruldu. Garip ve346alısılmadık korku hissinin yanısıra o korkunç bas dönmesi de geçmisti. Neredeyse kendine gelmisti.Raistlin…kötü bir sey kastetmemistim. Hastalanacak mısın simdi? Çok garip görünüyorsun…Fakat basbüyücü cevap vermedi. Geri geri sendeleyen Raistlin, tas duvara doğru düsüp, hızlı hızlıve kesik kesik nefes alarak orada öylece kaldı. Yüzünü elleriyle kapatarak yeniden gücünütoparlayabilmek için umutsuzca çırpındı; bu, Tas’a, basbüyücü bir hayaletle boğusuyormusizlenimi veriyordu.Sonra, alçak, donuk bir hiddet ve ıstırap çığlığıyla Rasitlin öne doğru sendeledi. BüyücülükAsası’m kavradı; kara cüppesi etrafında çırpınırken açık kapıdan kaçtı.Raistlin’in arkasından hayretler içinde bakakalan Tas, onun kapıda nöbette olan kara cüceninyanından fırlayıp geçtiğini gördü. Raistlin yanından kör gibi geçip giderken, cüce, büyücününkadav-ramsı yüzüne seo baktı ve

birseyden sevinçli olduğunu görmüstü, cinayet islediğini görmüstü, cücelerin kahramanı Kharas’mbıçağı saplarken yüzünün aldığı sekli görmüstü.Ama bu güne kadar yüzünde böyle bir ifade görmemisti.Raistlin’in yüzü kül rengi oldu; hatta o kadar ki, bir çılgın an boyunca, Tas, büyücününöldüğünü, öylece seo olduğu yerde çarpılıp kaldığını bile düsündü. Cam misali gözleri sanki bin parçaolmustu; Tas, kendi aksini büyücünün gözündeki minik, kıymık kıymık parçalarda gördü. Sonragözlerin hiçbir seyi tanımadığını, tamamen bos, bombos, önünü görmeden baktığını fark etti.Tas’m basında duran eli çılgınca titremeye basladı. Kender hayretler içinde seyrederkenRaistlin’in, gözleri önünde büzülüp küçüldüğünü gördü. Yüzü, gözle görülür surette yaslanmıstı.Hâlâ görmeyen gözlerle etrafa bakarak ayağa kalktığında büyücünün tüm bedeni sarsılıyordu.Raistlin? diye seslendi Tas, sorarcasına; büyücünün dikkatinin üzerinden gitmesine sevinmistiama bu garip görüntüsünden de dehsete kapılmıstı. Kender bitkin bir halde doğruldu. Garip ve346alısılmadık korku hissinin yanısıra o korkunç bas dönmesi de geçmisti. Neredeyse kendine gelmisti.Raistlin…kötü bir sey kastetmemistim. Hastalanacak mısın simdi? Çok garip görünüyorsun…Fakat basbüyücü cevap vermedi. Geri geri sendeleyen Raistlin, tas duvara doğru düsüp, hızlı hızlıve kesik kesik nefes alarak orada öylece kaldı. Yüzünü elleriyle kapatarak yeniden gücünütoparlayabilmek için umutsuzca çırpındı; bu, Tas’a, basbüyücü bir hayaletle boğusuyormusizlenimi veriyordu.Sonra, alçak, donuk bir hiddet ve ıstırap çığlığıyla Rasitlin öne doğru sendeledi. BüyücülükAsası’m kavradı; kara cüppesi etrafında çırpınırken açık kapıdan kaçtı.Raistlin’in arkasından hayretler içinde bakakalan Tas, onun kapıda nöbette olan kara cüceninyanından fırlayıp geçtiğini gördü. Raistlin yanından kör gibi geçip giderken, cüce, büyücününkadav-ramsı yüzüne baktı ve hiddetli bir seo çığlıkla dönerek a

seo

seo a

onun çokgüçlü bir büyücü olduğu söyleniyor- Komutan Majere ile konusmadan öldürülme ihtimalin çokyüksek. Söylentilere göre, o da büyücünün ikiz kardesiymis!Kharas yorgun bir edayla gülümsedi, eli hâlâ tıraslanmıs çene-sindeydi. Bu, benim büyük birmemnuniyetle göze alacağım bir risk Yüce Efendimiz, bunun anlamı seo ise artık soydaslarımı elimleöldürmek zorunda kalmayacağım.Duncan, sismis çenesini ovarak ona öfkeyle baktıktan sonra rahat bir nefes aldı. Pekâlâ, dedi.Dzin veriyorum. Adamlarını dik-285Böflim 8katle seç. Ne zaman gideceksin?Bu gece Soylu Efendimiz, izninizle.Dağın kapıları sana açılacak ve sonra kapanacak. Tekrar seni bir muzaffer olarak karsılamakiçin mi, yoksa dağ cücelerinin dısarı çıkmaları için mi açılacak, bu sana bağlı Kharas. Reorx’un alevibaltanda parlasın.Eğilerek selam veren Kharas, dönerek salondan çıktı; adımları geldiği zamana oranla daha hızlıve canlıydı.Kaybetmeyi göze alamayacağımız biri gidiyor iste, dedi soylulardan biri, gözleri uzaklasanuzun boylu, sakalsız cücedeydi.Daha basından kaybetmistik onu, diye atıldı Duncan sertçe. Ama yüzü bitkindi; konustukça dahüzünle çizgi çizgi olmustu; Artık savas için plan yapmamız gerek.line su yok, dedi Cara-mon yavasça.Reghar kaslarını çattı. Generalin sesinin özellikle ifadeden yoksun olmasına rağmen, cüce,adamın kendisini zor tuttuğunu biliyordu. Bundan büyük ölçüde kendisinin sorumlu olduğunubilmek, onu rahatlatmıyordu. Dnsanın kendini suçlu hissetmesinden daha kötü bir his, insanınkendini suçlu hissetmeyi hak ettiğini hissetmesidir.Yarım günlük bir mesafede baska bir kuyu daha var, diye homurdandı Reghar, yüzü tas gibisertleserek. Eskiden her yerde kuyu vardı, her yerde pıtrak gibi bitiverirdi.Cüce kolunu salladı. Caramon etrafına bakındı. Gözün gördüğü kadarıyla etrafta bir sey yoktu;ne bir ağaç, ne bir kus; bir çalılık bile yoktu. Orada burada garip bir tümsekle lekelenen, bitiptükenmeyen kum. seo Çok uzakta, Thseo

 

seo b

inceye kadar gözlerini atese dikti durdu.Etrafına bakacak hale gelince Raistlin’in koltuğa uzanmıs, gözlerini kapatmıs, bölük pörçüknefes aldığını gördü. Caramon, görünüsünden söminenin külleri arasından çekip çıkartmıs olduğuanlasılan demir bir çaydanlık içinde biraz su ısıtıyordu. Tam çaydanlığın önünde seo durmus, dikkatlesuya bakıyordu. Atesin ısığı altın zırhı üzerinde parlıyor, pürüzsüz, günes yanığı tenindenyansıyordu. Isınmak için koca kollarını esnettikçe kasları dalgalanıyordu.Gerçekten de muhtesem bir yapısı var, diye düsündü Crysania; sonra da ürperdi. Bir kez daha,adamın gözünde ölüm, elinde kanlı kılıcıyla, lanetlenmis Tapınağın altındaki odaya girisini görürgibi oldu.Su hazır, diye konustu Caramon ve Crysania irkilerek, Kule’ye geri döndü.Dur iksiri ben hazırlayayım, dedi hemen, yapacak bir seyi olduğu için minnettarlık duyarak.Kız, kendisine yaklastıkça Raistlin gözlerini açtı. Gözlere bakan kız kendi soluk, solgun, saçı basıdağınık aksinden baska bir sey görmedi. Adam hiçbir sey söylemeden küçük, kadife bir keseuzattı. Kız keseyi alırken, adam kardesini isaret ettikten sonra bitkin bir halde kendini olduğu yerebıraktı.Keseyi alan Crysania döndüğünde Caramon’un yüzüne ona yakısmayan bir ciddiyet veren, hayretve hüzün karısımı bir ifadeyle, kendisini izlediğini fark etti.Bütün söylediği ise sadece, Birkaçyaprağı bu fincana koyduktan sonra sıcak suyla doldur, olmustu.Nedir bu? diye sordu Crysania merakla.Keseyi açınca otların garip, acı kokularıyla burnu kırıstı.Caramon kızın tuttuğu fincana suyu döktü.Bilmiyorum, dedi omuzlarını silkerek. Raist her zaman otları kendi toplayıp harmanlar. Çokhastalanınca Par-Salian, sı…sınavdan sonra ona bir reçete vermisti. Çok kötü -kıza seo gülümsedi-4544koktuğunu biliyorum,seo

 

seo c

e Raistlin’in koltuğa uzanmıs, gözlerini kapatmıs, bölük pörçüknefes aldığını gördü. Caramon, görünüsünden söminenin külleri arasından çekip çıkartmıs olduğuanlasılan demir bir çaydanlık içinde biraz seo su ısıtıyordu. Tam çaydanlığın önünde durmus, dikkatlesuya bakıyordu. Atesin ısığı altın zırhı üzerinde parlıyor, pürüzsüz, günes yanığı tenindenyansıyordu. Isınmak için koca kollarını esnettikçe kasları dalgalanıyordu.Gerçekten de muhtesem bir yapısı var, diye düsündü Crysania; sonra da ürperdi. Bir kez daha,adamın gözünde ölüm, elinde kanlı kılıcıyla, lanetlenmis Tapınağın altındaki odaya girisini görürgibi oldu.Su hazır, diye konustu Caramon ve Crysania irkilerek, Kule’ye geri döndü.Dur iksiri ben hazırlayayım, dedi hemen, yapacak bir seyi olduğu için minnettarlık duyarak.Kız, kendisine yaklastıkça Raistlin gözlerini açtı. Gözlere bakan kız kendi soluk, solgun, saçı basıdağınık aksinden baska bir sey görmedi. Adam hiçbir sey söylemeden küçük, kadife bir keseuzattı. Kız keseyi alırken, adam kardesini isaret ettikten sonra bitkin bir halde kendini olduğu yerebıraktı.Keseyi seo alan Crysania döndüğseo

 

seo

likte Karanlık’la savasacağız. Birlikte Takhisis’i dizlerininüzerine devireceğiz!Elleriyle kızı göğsüne bastırdı, kolları kızı sardı. Dudakları kızın dudakları üzerine kapanaraköpücüğüyle kızın nefesini çaldı.Crysania gözlerini seo kapatarak; büyülü atesin, ölülerin cesetlerini yutan atesin, kendi bedenini,bunca yıldır içinde saklandığı, soğuk, korkmus, beyaz cüppeli kabuğunu da yutmasına izin verdi.Adam geri çekilip, parmağını kızın dudağında gezdirerek, gözlerine bakması için çenesinikaldırdı. Ve orada, adamın ruhunun aynasında, kız, ısık saçan, saf beyaz alevden bir ısık halesiiçinde kendi aksini gördü. Kendisini güzel, aziz, tapılası olarak görmüstü. Kendisini, dünyayagerçek adaleti getirip ve sonsuza kadar hüzün, korku ve umutsuzluğu kovarken görmüstü.Paladine’a sükürler olsun, diye fısıldadı Crysania.Sükürler olsun, diye cevap verdi Raistlin. Bir kez daha sana bir tılsım vereceğim. Seni nasılShoikan Korusu’nda koruduysam, Kapı’dan geçerken de korunacaksın.Kız titredi. Kızı iyice kendisine doğru çekip, son bir kez sıkı sıkı sarılarak dudaklarım kızınalnına yapıstırdı. Kızın seo bedenine bir ağseo

seo d

rkasındaCrysania’nın sinirli sinirli derin bir nefes aldığını duydu ama Raistlin kıza ikaz edici bir biçimdebakın-1 ca, kız konusacaktıysa bile sağ duyusunu kullanarak sustu. Beni esir etmis falan değil,hem benim, hem büyücünün emirlerine uyuyor. Size bir zarar vermeyeceği konusunda yeminederim.Adamların seo arasında bir uğultu oldu ama Caramon’a çevrili olaı gözleri artık tehditkârgörünmüyordu. Daha önce bir takdir varken artık hasetle karısık bir saygı vardı, onu dinlemeyecan atıyorlardı.Haydi yolumuza devam edelim, diye basladı Raistlin hafifçe, ve biz…Bekle! dedi Caramon disleri arasından. Kardesinin kolunu yakalayarak kendisine doğru çekti vefısıldadı. Bir fikrim var. Sen Crysania’ya dikkat et!Basıyla onaylayan Raistlin, gözleri artık sakinlesmis olan haydut grubu üzerinde olan, kendisi desakinlesen Crysania’nın yanında durmak için harekete geçti. Caramon, cesedi artık kızıllasmayabaslayan toprak üzerinde yatan ogre melezine doğru yürüdü. Eğilerek yerdeki koca kılıcı,Çelikpermak’ın ölü elinin yanından hırsla çekip çıkartarak basının üzerinde kaldırdı. Kocasavasçının muhtesem bir görüntüsü vardı: Atesin ısığı bronz teninden yansıyor, katlettiğidüsmanının cesedi üzerinde zaferle dururken kollarındaki kaslar dalgalanıyordu.Liderinizi öldürdüm. Simdi onun yerini almak için hak iddia ediyorum! diye bağırdı Caramon;sesi ağaçlar içinden yankılanıyordu. Sadece tek bir sey istiyorum: Kasaplık, tecavüz ve hırsızlıkladolu bu yasamınızı terk etmenizi. Güneye gideceğiz…Bu beklenmedik bir tepki almıstı. Güney! Güneye yolculuk ediyorlarmıs! diye haykırdı birkaçses ve orada burada tezahürat duyuldu. Sasıran Caramon bir sey anlamadan bunlara baktı. Yanınadoğru ilerleyen Raistlin, Caramon’a yapıstı.Ne yapıyorsun? diye bilmek istedi büyücü, yüzü solmustu.Yaratmıs olduğu tezahürata anlayamadığı çhayretle bakan Caramon omuzlarını silkti. Silahlırefakatçılarımızın olması hos bir fikir gibi geldi Raistlin, seo dedi. Herkesin anlatseo

 

seo e

an değil,hem benim, hem büyücünün emirlerine uyuyor. Size bir zarar vermeyeceği konusunda yeminederim.Adamların arasında bir uğultu oldu ama Caramon’a çevrili olaı gözleri artık tehditkârgörünmüyordu. Daha önce seo bir takdir varken artık hasetle karısık bir saygı vardı, onu dinlemeyecan atıyorlardı.Haydi yolumuza devam edelim, diye basladı Raistlin hafifçe, ve biz…Bekle! dedi Caramon disleri arasından. Kardesinin kolunu yakalayarak kendisine doğru çekti vefısıldadı. Bir fikrim var. Sen Crysania’ya dikkat et!Basıyla onaylayan Raistlin, gözleri artık sakinlesmis olan haydut grubu üzerinde olan, kendisi desakinlesen Crysania’nın yanında durmak için harekete geçti. Caramon, cesedi artık kızıllasmayabaslayan toprak üzerinde yatan ogre melezine doğru yürüdü. Eğilerek yerdeki koca kılıcı,Çelikpermak’ın ölü elinin yanından hırsla çekip çıkartarak basının üzerinde kaldırdı. Kocasavasçının muhtesem bir görüntüsü vardı: Atesin ısığı bronz teninden yansıyor, katlettiğidüsmanının cesedi üzerinde zaferle dururken kollarındaki kaslar dalgalanıyordu.Liderinizi öldürdüm. Simdi onun yerini almak için hak iddia ediyorum! diye bağırdı Caramon;sesi ağaçlar içinden yankılanıyordu. Sadece tek bir sey istiyorum: Kasaplık, tecavüz ve hırsızlıkladolu bu yasamınızı terk etmenizi. seo Güneye gideceğiz…Bu beklenmseo

 

seo f

cek kadar teknemiz yok ve bak -parmağını asağıya doğru kaydırdı- eğer burada,gemilerden daha güneyde, bu çöle inersek, kendimizi tam ortada buluruz -her iki kanat da ortadaolur- seo Pax Tharkas kuzeyde, Thorbardin güneyde.Arada bir haritaya huzursuzca bakmak için duran koca adam odayı arsınlamaya basladı.252253Raistlin esnedikten sonra ayağa kalkarak elini hafifçe Cara-mon’un koluna koydu. Sunu unutmakardesim, dedi yavasça, Pax Tharkas düstü!Caramon’un yüzü karardı. Evet, diye mırıldandı, bunun kendisinin de oynadığı büyük bir oyunolduğunun hatırlatılmasına sinirlenerek. Herhalde nasıl olduğunu hatırlamıyorsundur.Hayır. Raistlin basını salladı. Ama düstü…Biraz duraksadıktan sonra yavasça tekrarladı, Düsecek!Yerlesim yerleri ve kamp ateslerinden çıkan ısıklardan sakınan üç kara ve tıknaz suret ormandançıkarak sinsice ilerledi. Kampın kenarına gelince, sanki hangi tarafa gideceklerini bilemezmis gibitereddüt ettiler. Sonunda biri, bir seyler mırıldanarak isaret etti. Diğer ikisi basıyla onayladıktansonra daha hızlı hareket ederek karanlık içinden ilerlediler.Hızla hareket ediyorlardı ama sessiz değillerdi. Hiçbir cüce sessiz hareket edemez; bunlar isenormalden de gürültücü gibiydiler. Her yanları takırdıyor, gıcırdıyordu ve önlerine çıkan bütünçalı parçasına basmıslar, seo yollarına devamseo

 

seo u

ngırtısı duyuldu. Koca, hantal bir gölge belirdi yanında. Derileri gıcırdayanCaramon, kardesinin yanına oturdu, sırtını bir ağaç gövdesine dayayarak kılıcım kucağına aldı.Sen uyu Raist, dedi Caramon kibarca. Büyücü, kaba, sakar bir elin omzunu oksadığını seo hissetti.Ben uyanık durur, nöbet tuta- .Wrım…Battaniyesine iyice sarınan Raistlin gözlerini kapattı. Tatlı ve huzur dolu uyku üzerine çöktü.Hatırladığı son sey, kısa süreli bir rüya imgeleminin kemikli elinin, ona uzandığı ama bunun daCaramon’un kılıcından çıkan ısık tarafından uzaklastırıldığıydı.190oca adam oturduğu yerden ileri eğilip vadideki köye bakarken, altındaki athuzursuzca burnundan soludu. Kaslarını çatan adam kardesine baktı. Raist-lin’in yüzü karakukuletasının içine saklanmıstı. Safak vakti sağanak bir yağmur baslamıs, su anda da etraflarınadonuk ve monoton bir ritimle yağıyordu. Tepelerinde ağır, boz bulutlar sarkıyor, sanki karanlık,yüksek ağaçlara dayanmıs asılı duruyorlardı. Yapraklardan damlayan damlalar dısında bir sesyoktu.Raistlin basını salladı. Sonra atına nazikçe konusarak ilerledi. Caramon, ona yetismek için aceleederek pesinden gitti; kınından çekilen bir kılıç sesi duyuldu.Kılıcına ihtiyacın olmayacak kardesim, dedi Raistlin arkasına bakmadan.Atın nal sesi yoldaki çamurdan duyuluyor; bu ses yoğun, yağmurla ıslanmıs havada, çok yükseksesle gümbürdüyordu. Raist-lin’in söylediklerine rağmen Caramon, küçük köyün eteğine varıncayakadar, elini kılıcının kabzasından çekmedi. Burada attan inerek, kendi atının dizginlerini kardesineverdikten sonra ihtiyatla, Crysania’nın oraya gittiğinde ilk gördüğü yer olan hana yaklastı.Dçeri bir göz atınca seo masanın aksam yemeğiseo

 

seo m

mon, kardesinin yanına oturdu, sırtını bir ağaç gövdesine dayayarak kılıcım kucağına aldı.Sen uyu Raist, dedi Caramon kibarca. Büyücü, kaba, sakar bir elin omzunu oksadığını hissetti.Ben uyanık durur, nöbet tuta- .Wrım…Battaniyesine seo iyice sarınan Raistlin gözlerini kapattı. Tatlı ve huzur dolu uyku üzerine çöktü.Hatırladığı son sey, kısa süreli bir rüya imgeleminin kemikli elinin, ona uzandığı ama bunun daCaramon’un kılıcından çıkan ısık tarafından uzaklastırıldığıydı.190oca adam oturduğu yerden ileri eğilip vadideki köye bakarken, altındaki athuzursuzca burnundan soludu. Kaslarını çatan adam kardesine baktı. Raist-lin’in yüzü karakukuletasının içine saklanmıstı. Safak vakti sağanak bir yağmur baslamıs, su anda da etraflarınadonuk ve monoton bir ritimle yağıyordu. Tepelerinde ağır, boz bulutlar sarkıyor, sanki karanlık,yüksek ağaçlara dayanmıs asılı duruyorlardı. Yapraklardan damlayan damlalar dısında bir sesyoktu.Raistlin basını salladı. Sonra atına nazikçe konusarak ilerledi. Caramon, ona yetismek için aceleederek pesinden gitti; kınından çekilen bir kılıç sesi duyuldu.Kılıcına ihtiyacın olmayacak kardesim, dedi Raistlin arkasına bakmadan.Atın nal sesi yoldaki çamurdan duyuluyor; bu ses yoğun, yağmurla ıslanmıs havada, çok yükseksesle gümbürdüyordu. Raist-lin’in söylediklerine rağmen Caramon, küçük köyün eteğine varıncayakadar, elini kılıcının kabzasından çekmedi. Burada attan inerek, kendi atının dizginlerini kardesineverdikten sonra ihtiyatla, seo Crysania’nın oraya gittseo

 

seo t

cüler kızmaz. Gnimsh tamir etti. BunuPar-Salian’a anlatırsın, değil mi Raistlin? Ben basımı derde sokmak istemiyorum…yani zaten basımonunla yeterince dertte. Alete pek bir sey yaptık sayılmaz. Gnimsh sadece…sey… tekrar parçalanbir araya getirdi seo -eski halindeki gibi- çalıssın diye.Yeniden mi birlestirdi? diye ısrar etti Raistlin, gözlerindeki o aynı, garip ifadeyle.E…evet. Zayıf bir sırıtısla Tas, gidip tam konusmak üzere olan gnome’ un kaburgalarını dürttü.Ye…niden birlestirdi. Evet, bu tabir doğru. Yeniden birlestirdi.Ama, Tas… diye basladı Gnimsh yüksek sesle. Ne olduğunu hatırlamıyor musun? Ben…326Kapat çeneni! diye fısıldadı Tas. Bırak ben konusayım. Burada basımız büyük dertte! Büyücüleraletleriyle oynanmasından hoslanmaz, bu aletleri daha iyi bir hale getirsen bile! Eminim onugördüğümde, Par-Salian’ın bunu anlamasını sağlayabilirim. Aleti tamir etmis olduğunu görmek onumutlu edecektir. Sonuç olarak onlar için son derece rahatsız edici olmalıydı, öyle her seferindesadece bir kisiyi tasıyor olabilmesi. Eminim Par-Salian da bunu böyle görecektir ama bunu ona bensöylemek isterim, bilmem anlatabildim mi. Rasitlin, biraz. ..sey, bu tür konularda sinirlidir. Sanırımbeni ne anlar, ne de bana inanır -büyücüye bakıp yutkundu- simdi bunu anlatmaya çalısmanınsırası değil.Raistlin’e kuskuyla bakan Gnimsh, ürpererek Tas’a yaklastı. Dçimi dısıma çıkartacakmıs gibibakıyor bana! diye mırıldandı gnome sinirli sinirli.O herkese öyle bakar, diye yanıtladı seo Tas, fısıltıyla.seo

 

seo z

önebilir kender.84Bana ne yapacaksın? Tas perisan bir halde ağlıyordu. Ben nereye gideceğim? Göz yaslarıiçinde kalmıs yüzünü kaldırdı. Beni Caramon’un yanına yollayamazsınız her halde? Ya da kendizamanıma?Senin zamanın artık yok. Seni Caramon’un yanına göndermeye gelince, bu mümkün, senin deanlamıs olabileceğin gibi. seo Hayır burada, benimle kalacaksın ki ben bir seylerin yanlıs gitmediğineemin olayım.Burada mı? diye nefesi kesildi Tas’ın. Ne kadar?Kadın gözleri önünden titreyerek, solmaya basladı ve sonunda etrafındaki hiçlik içinde yok oldu.Fazla değil tahminimce kender. Fazla uzun sürmez. Ya da hep…Ne demek istiyorsun…ne demek istiyor? Tas, Karanlık Majestesinin yerini doldurmak içinpeydahlanan beyaz saçı rahibe bakmak için döndü. Fazla sürmeyecek mi, hep mi kalacağım?Ölü olmasan da -su anda bile- ölüyorsun. Yasam gücün çekiliyor; yolu yanlıslıkla buraya düsenve onu, içinden yiyip bitiren kötülükle savasma gücü olmayan her ölümlü gibi. Öldüğün zamanTanrılar akıbetin hakkında bir karara varacak.Anlıyorum, dedi Tas, boğazı düğümlenerek. Boynunu büktü. Sanırım bunu hak ediyorum. AhTanis, çok özür dilerim! Gerçekten böyle yapmak istememistim…Kara rahip kolunu, canını acıtarak yakaladı. Etrafları değisti, yer ayağının altından kaydı. AmaTasslehoff bunu fark etmedi bile. Gözleri dolarken kendini kara kederlere teslim edip, ölümün biran önce gelmesini umdu.85Borum 8ste geldik, dedi kara ra-Nereye? dedi Tas, ilgisizce, umursadığmdan değil de daha çok alıskanlıktan sormustu.Rahip duraksadıktan sonra omuzlarını silkti. Cehennemde hapishane diye bir yer olsaydı, orasıburası olurdu.Tas etrafına bakındı. Her zamanki gibi, etrafta hiçbir sey yoktu; sadece ürkütücü bosluğun enginve çıplak bir uzantısı. Ne duvar vardı, ne hücreler, ne parmaklıklı pencereler, ne kapılar, ne kilitler,ne zindancılar. Ve -bu kez- derin seo bir katiyetle hiçbiseo

 

seo e201qwe703121298

seo d201703wer121298

seo c201703rty121298

seo b201ghj703121298

seo a201703jkl121298